Siyasette kimlik, dünya görüşü ve felsefi bakış açısı oldukça önemlidir. Kitle tabanını şahsında açığa çıkardığın siyasi kimlik ve partinin felsefi duruşu belirleyicidir. Hitap etiğin kitle senin sahsında oluşturduğun siyasi kimlik ve partine kazandırdığın dünya görüşüne göre pozisyon belirler. Siyasette tutarlılık ve siyasi istikrar toplumun aradığı temel kriterlerdir.

Kılıçdaroğlu; CHP genel başkanlığına aday olunca iki temel felsefeyi sentezleyerek görücüye çıktı. Kongre salonunda delegelere hitap ederken halkın kendisine yakıştırdığı Gandi vizyonu ve Ecevit’in Şapkasıyla çıktı. Hem toplumun kendisine biçtiği rol hem şapkayla oluşturduğu harmoniyle halklara umut dağıttı. Üstüne yapışan misyon kısa sürede ciddi bir sinerji yarattı.

Ülke genelinde yaptığı mitingler ve geliştirdiği siyasi üslup kendisine biçilen role tezat bir görüntü çizmeye başladı. Seçimler yaklaştıkça İnancını ve sosyolojik kimliğini ret eder noktaya geldi. Halk Kılıçdaroğluna beli bir kredi vererek siyasette tutmaya çalıştı. 2014 yerel seçimlerde alanlarda sarf ettiği söylemlerle yaşadığı kimlik bunalımın yansıması olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına MHP kökenli Mansur Yavaş’ı aday gösterdi ve seçim alanında bozkurt işaretleri yapmaya başladı.

Halk Kılıçdaroğlu’nun bu yaklaşımını AKP’yi devirmek için geliştirdiği taktik olarak yorumladı. Akabinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MHP ile ittifak ederek adım adım öze döndüğünü yansıtmaya çalıştı. Ancak toplum bu yaklaşımı da taktik olarak ele aldı. Kendine ait olmayan ve zorla kendisine giydirilen Gandi gömleği bir numara büyük gelmeye başladı.

Kılıçdaroğlu, halkın taktik dediği ancak özünü yansıtan ve yeni misyon olarak ifşa ettiği yeni ideolojik bakış açısına kendisini oldukça kaptırdı. Dokunulmazlıkların kaldırılmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti ancak milliyetçilik kalesini kaptırmamak için evet diyeceğini belirtti ve “evet” diyerek meclisin kapısına kilidi vurdu.

Milliyetçilik kimliğiyle o kadar bütünleşti ki Bahçeliye ekmek bırakmadığı için Bahçeli AKP’nin yanında durmaya zorlandı.  Yenidünya görüşünü o kadar çok içselleştirdi ki artık miting alanlarında “en iyi milliyetçi, ülkücü benim” propagandasını yapmaya başladı.

Kendisine ait olmayan bir görüşü zorla kendisine ait olduğuna ikna ederseniz sürekli üzerinde eğrelti durur. Nihayetinde Kılıçdaroğlu zorla kendisine yakıştırılan imajın kendisine ait olmadığını söylem ve pratikleriyle ortaya koymuştur. Yani özü olan milliyetçiliğe dönmüştür. Bugün ülke savaşın içindeyse, her gün insanlar ölüyorsa, kutuplaşmalar derinleşiyorsa, insanlar ötekileştiriliyorsa bunun en büyük sebebi Kılıçdaroğlu’nun tutarsız siyasetinden besleniyor.

Yaşadığımız bu tecrübeler ışığında hiç kimseye hazır gömlek almamak lazım kişinin kendisi üzerine uyanı almalı. Ancak Kılıçdaroğlu’na biçilen gömlek bol geldi kendi gömleğini aksesuar olarak kulandı. Sonuç olarak Gandi olamadı ama Türkeş’in izdüşümü olarak karşımıza çıktı.  

                                                                                        Ali Kalik

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol