CHP’li Erdoğdu: TSK Kobani’deki Kürtleri savunsaydı...

CHP Parti Meclisi üyesi Aykut Erdoğdu, "Eğer TSK Kobani’deki Kürtleri savunsaydı, bütün Kürtler TSK’nin kendi orduları olduğunu, bu vatanın parçası olduklarını hissedeceklerdi" dedi.

CHP’li Erdoğdu: TSK Kobani’deki Kürtleri savunsaydı...

CHP Parti Meclisi üyesi ve milletvekili Aykut Erdoğdu Cumhuriyet Gazetesi'nden Kemal Göktaş'ın sorularını yanıtladı. CHP'li Erdoğdu, özetle şunları söyledi:

"Şiddet, şiddeti besler. Bu 14 yıllık iktidar döneminde Türkiye’nin bütün muhalifleri, hatta iktidara yakın olsalar bile bütün halk, bir şiddet dalgasına maruz bırakıldı. Zaten bu şiddet dalgasının yarattığı korkuyla da AKP bir miktar oy aldı. Bu şiddet dalgası 7 Haziran’dan sonra silahlı çatışma noktasına geldi. AKP geçmişte siyasal koalisyon kurduğu iki gücü, yani cemaati ve HDP’yi şeytanlaştırdı ve kriminalize eti. Bu kriminalize etme sonunda, Türkiye’deki bütün muhalifler, muhafazakar ise FETÖ’cü olmak suçlamasıyla, laik, aydın, solcu, Kürtçü ise de PKK’lı olmakla suçlayarak bütün muhalifleri kriminalize etme furyasıyla karşı karşıya bıraktı. Bütün hukuksuzluklar, adaletsizlikler, meşrulaştırılmaya çalışıldı. Bu baskı ve şiddetle iktidarda kalma 15 Temmuz’dan sonra OHAL’le iyice yaygınlaştı. On binlerce insan tutuklandı. Bir partinin eş başkanları ve milletvekilleri tutuklandı. AKP’nin falcısı diyebileceğimiz yazarlardan da bu tutuklama furyasının CHP’ye, Hürriyet ve Sözcü gazetelerine, bütün muhaliflere ulaşacağı yönünde üstü kapalı tehditler savrulmaya başlandı."

"Mutabakat masasını devirince de Kürtler de ‘seni başkan yaptırmayacağız’ sloganı ile ortaya çıktı. Bu slogan sadece Kürt cenahında değil, Türkiye’nin batı tarafından da Recep Tayyip Erdoğan’ın zulmü altında uzun yıllardır inleyen insanların vicdanında da ses getirdi ve HDP yüzde 13 oy aldı. Sonuçta AKP yüzde 40 oya inerek tek başına iktidarı kaybetti. Bundan sonra bütün bu suçların hesabının sorulması olasılığı ortaya çıktı. Benim gördüğüm Davutoğlu ve ekibinin temsil ettiği grup koalisyon kurmak istiyordu. Ama Erdoğan ve ekibi, koalisyon görüşmeleri tıkadıktan sonra Türkiye yeni bir seçime itildi. Bu seçime gidilirken ne yapıldı? İki polisin karanlık şekilde öldürülmesinden sonra, bir çatışma süreci başladı. Bunu AKP başlattı ve PKK kanlı eylemleriyle bu çatışma sürecine destek verdi. Bu çatışma süreci içerisinde, belki barış için bir şans olacak olan HDP eritildi, ikinci seçimde barajı zor geçer hale getirildi. Daha sonra bence danışıklı dövüş olan AKP ile PKK arasında çıkarılmış bu iç çatışma kentlerimize yansıdı. Kentler yerle bir edildi. Tabii burada bir dış süreç de işliyordu. Kantonlaşma süreci de işliyordu. Bir parantez açarak da şunu söyleyeyim: Biz Kobani meselesi ortaya çıktığında CHP olarak şunu söyledik: gerek Kobani’deki Kürtler, gerek Musul ve Telafer’deki Türkmenler, bunlar bizim akrabalarımızdır. Katillere karşı IŞİD  dahil emperyalist katilleri içermek kaydıyla,  TSK tarafından savunulmalıydı dedik. Bu tarihi bir öneriydi ama toplumda yeteri kadar tartışılmadı. Tarihi öneriydi, çünkü eğer TSK Kobani’deki Kürtleri savunsaydı, oradaki peşgerme ve PKK güçlerine izin vermeden, bütün Kürtler TSK’nin kendi orduları olduğunu, bu vatanın parçası olduklarını hissedeceklerdi. Bu çok büyük bir adım olabilirdi. Ama buna ilk karşı çıkan AKP’ydi, sonra PKK, sonra İngiltere, sonra ABD karşı çıktı. Çünkü bölgemizin mazlum halkları üzerinde oynayan kanlı ve yıkıcı planı çözecek bir teklifti."

"15 Temmuz’da Türkiye’de fiilen bir darbe girişimi oldu ve bu ülkede kan döküldü. 15 Temmuz günü tankların altında bu ülkenin vatandaşları parçalanarak can verdi. Bir kere bu gerçeği görüyoruz. ‘Eğer gerçeklik göründüğü kadar basit olsaydı bilime ihtiyaç yoktu’ der Karl Marks…15 Temmuz karanlık bir darbe girişimidir."

"

PM bildirisi, CHP’nin muhalefet çizgisinden çok da farklı bir noktada değildi. İnsanların şunu görmesi lazım. Kriminalize etmek terörize etmek sürecinde HDP’den sonra sıra CHP’ye geldi. Bir sebep arıyorlardı. PM bildirisi bunun için ideal göründüğü için bunu yaptılar. Bu olmasaydı genel başkanın başka bir konuşması ile suçlayacaklardı. Önümüzdeki süreçte cesaret ederlerse CHP’den tutuklama yapacaklardır. CHP’yi kriminalize edeceklerdir. HDP’ye uyguladıkları şeyi uygulayacaklardır. Ama şunu bilmeliler, CHP Atatürk’ün kurduğu partidir. 10 Kasım’da. 29 Ekim’de sokağa çıkan milyonlarca insan AKP’nin gözünü korkuttu. Şu an bu cesaretlerinin olup olmadığını test ediyorlar. İşte CNN Türk’te yaşananlara verilen tepki bunların cesaretini kırdı. Şu anda CHP’nin yanında durarak faşizmin cesaretini kırması gereken de bu ülkenin halkıdır.

Başarılı olurlarsa sırada CHP dışında, MHP’nin muhalif kesimi var. Devlet Bahçeli’ye yakın görünen yöneticiler de ciddi risk altındadır. Ondan sonra da liberal, ANAP kökenli, bunların yanına çok yaklaşmayan üçüncü dalga olarak da bu kesimler var. TOBB Başkanı’ndan TÜSİAD başkanına, büyük şirket sahiplerine kadar bir kesim var. Faşizm durmaz."

"Türkiye’de mümkün olmayan birçok şey mümkün oldu. Demirtaş’la başlayan süreç TOBB Başkanı, TÜSİAD Başkanı ile sonuçlanabilir. O sürecin bir parçası bizler olacaksak diğer parçaları sivil, toplumsal bütün kesimler olacaktır. Zaten iş dünyasının üst düzey yöneticileri bunu gördüğü için birçoğu merkez ofisini Londra’ya taşıdı. Mesela, darbe komisyonunda milletvekilleri Koç grubunun darbenin içinde olduğuna yönelik deliller arıyor. Ben de en son ‘Yahu Koç da Fethullahçı’dır deyin, rahatlayın’ diye tepki gösterdim. Bu faşizm dalgasından kimse kendini kurtaramayacak."

"Ben şunu söylüyorum. Bu faşizm dalgasından kimse kendini kurtaramayacak. HDP’yle başlayan bu süreç, tekrar söylüyorum, TOBB ve TÜSİAD’a kadar uzayacaktır. İş dünyasına uzayacaktır. Faşizm durmaz"

chp aykut erdoğdu kobani anf anf haberleri diha dihaber demokrat haber imc
loading...
loading...
Sosyal Medya
Gazete Manşetleri
sanalbasin.com üyesidir
Bumerang - Yazarkafe
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
YEREL HABERLER
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kürt petrolü Londra’da tartışılıyor
Kürt petrolü Londra’da tartışılıyor
IŞİD yeni liderini arıyor
IŞİD yeni liderini arıyor