İnsan sadece ırkçı değil, aynı zamanda türcüdür. Sürekli savaşların kötü olduğunu yazar söylerler. Fakat hayvalanra yapılan zulmü görmezden gelirler.

Hayvanlar bazen hayvan haklarını savunduklarını öne süren insanlar tarafından bile sömürülmekte, hakları çiğnenmekte. "Faytona binme, hayvan katili olma" dedikten sonra bir lokantada oturup "yemek" olarak önüne gelen danayı, tavuğu yiyenler o kadar çok ki.

Çünkü hayvanları sadece kedi-köpekten ibaret sanıyorlar, diğerleri ise potansiyel "yiyecek" kaynağı.

Bu konuyu, yani hayvan sömürüsünü vegan olan Ceren Karga o kadar güzel anlatmış ki, hiç bir ilave yapmadan sizi yazıyla baş başa bırakmak istiyorum.

Gernas NENAS

"Merhaba,

Hep ertelediğim yazmak isteyip de yazamadığım şeyler vardı. Ve sonunda size köyde yaşayan hayvanlarla ilgili gözlemlerimi aktarmak istiyorum.

Üç aya yakındır köydeyim ve bu süre içinde hep hayvanları inceledim. Özellikle köyde, kırda mutlu hayvan resimlerini lütfen kaldırın gözünüzün önünden. Hiçbiri mutlu değil. Sömürülen her hayvan bunun farkında ve hepsi yavruları için endişeli. 

Üç tane keçi bakıyorum fakat sömürüden bir türlü kurtaramıyorum. Annemle çok konuşuyorum bu konuyu. O da farkında aslında her şeyin. Ama bu yaşına kadar alıştığı şeyleri bırakamıyor. İki gün "tamam" diyor üçüncü gün "amaan" diyor.

Biraz keçilerden bahsedeyim size. Hepsinin ayrı ayrı karakteri var ve hepsi benimle farklı şekillerde iletişim kuruyor.

Anne keçi var mesela özellikle bunu anlatmayı çok istiyordum çünkü başta yazdığım 'endişeyi' en çok onda gördüm. Yavrusunun sesini duyduğu zaman duramıyor yerinde ben görüş açısında olduğum zaman bana bakıp bakıp kafasını sallıyor. Çünkü biliyor ki yavruya bir şey olduğunda ilk ben koşacağım yardıma. Kendisi ulaşsa bile bir şey yapamayacak. ( ipe takılıp boğulma riski en çok. Çünkü maalesef ki bağlı tutuluyor. ) Yavrudan bir dakika ayrılsın bağırmaya başlıyor. İnsanlarda gördüğüm anne-bebek ilişkisinin fazlası var eksiği yok. Yavru da sürekli annesinin yanında kalıp onu emmek istiyor. Karnı farklı şeylerle doysa bile.. İnsanların size söylediği gibi süt buzağılardan ya da keçilerden, kuzulardan artmıyor.

Diğer keçide de en çok gördüğüm şey üzüntü ve boşvermişlik. Yavrusu öldürülmüş. bir süre hiçbir şey yiyip içmemiş. üzüntüden kederden bir deri bir kemik kalmış. ölmek istemiş de ölememiş sanki. Başına gelecek olan her şeyi biliyor gibi bakışları. Öyle derin öyle acılı. Bebeğini kaybeden bir insan anne de aynı böyle değil mi ki? Aslında karşılaştırmak ne kadar doğru çok bilmiyorum. Onlara baktıkça insanlarda görmediğim birçok şeyi görüyorum çünkü.

Oğlak ya da çocuk. Çünkü farkı yok. Oyun oynamayı annesine şımarmayı o kadar çok seviyor ki. Resimlerini paylaşmıştım benden ve serçeden görüp hamağa binmeye çalıştığı anları. Binince de dimdik durup başarı pozları verdiğini. En çok hoşuma giden şey de ağzı komple otlarla doluyken melemeye çalışması.

- sizinle hep güzel anılarımı paylaştım. Mesela evimizin yan tarafında duran arılardan hiç bahsetmedim. Bugün bütün bunları yazmamın sebebi arıların bir davranışına şahit olmamdı. Abimin baktığı yaklaşık 15 kovan arı var. Bu dönemlerde herkes balları topluyor. Abim balları alırken bütün arılar sağa sola saldırmaya başladı. Dışardaki insanları soktular. Evin her yerinde arılar vardı. Çünkü biliyorlardı, yapılan şey doğru değil! Aylardır milyonlarca çiçek gezip kışlık yemek yapan arılar yemeklerini kaybetmek istemedikleri için saldırganlaşmışlardı.

Bu yönden düşününce şudurki karıncaların yuvalarını kurcalayıp kışlık yiyeceklerini almıyorsak arıların yiyeceklerine de dokunmamalıyız. Bazılarınız diyecektir "ama arılar aç kalmıyor ki, şerbet veriliyor " sizin fabrikasyon ürününüzle onların doğal yaptığı bal aynı değil ki, üstelik onca emek var.

- Tavuklar için de birkaç şey yazmak istiyorum. Çok iyi arkadaş oluyorlar. Birkaç kez sevince samimi olmaya başlıyorlar. Mesela çayırda yayılıp gagalarını üstünüze silebiliyorlar ya da dostluklarının bir göstergesi olduğu için direk kucağınıza atlayabiliyorlar. Burada bir süre birlikte yaşadığım dört tavuk bir horoz vardı. Başka insana aitlerdi (Ait kelimesini her ne kadar sevmesem ve kabul etmesem de ancak bu şekilde anlatacağımı düşündüm). Biz sadece bakımlarını yapıyorduk. Sonları o kadar kötü oldu ki. 

Kalbinde minicik bir sevgi olmayan bir kadın köyün gençlerini toplayıp bize getirdi. İtirazlarıma ve ağlamalarıma rağmen hepsini öldürttürdü. O çok sevdiğim sarı tavuk, yanımdan hiç ayrılmayan çilli tavuk kurtarmayı deneyip de başaramadığım kırmızı horoz.. o sevgisiz, taş kalpli insanların ellerinde can verdiler. Çığlıkları hala kulağımda. Hepsi de en az benim kadar seviyorlardı hayatı. Diğer bütün hayvanlar gibi. Saatlerce ağlamam, yalvarmalarım o insanların hiçbirinin içini sızlatmadı. Hatta bana bakıp "şu kızı kliniğe yatırın" bile dediler.. 

Peki onların yumurtalarını neden yememeliyiz biliyor musunuz? Basit ve hepimizin bildiği ama kimsenin işine gelmediği bir sürü cevabı var.

- Neden yılan yumurtası yemiyorsak tavuk yumurtasına da ihtiyacımız yok. 

- köyde yaşayan tavuklar çoğu zaman yumurtaları insanlardan saklar. Evden uzak yerlere gider kendilerine yer yapar ve yumurtaları orda biriktirir. Çünkü o yumurtalardan yavrular çıksın isterler. 

- yumurta tavuğun reglidir. 

*İnekler de hep isyankarlar. Çünkü doğduklarından beri insanların emrinde olurlar ve sırtlarından sopa eksilmez. Zamanlarının çoğunu ahırda geçirdikleri için çok hızlı koşma yetilerini kaybederler. Bu yüzden doğada güvende olmadıklarını düşünürler belki de. Ve sömürüye, dayağa rağmen evlere dönerler. Bir de hani süt çiftliklerinde buzağıların ağzına bir şey bağlanır ya dikenli, annesini emmesin diye. Burda da bazen ineklerin memesine torba geçiriyorlar.


Bu gün tanık olduğum bir olay da şu;
köyde birinin buzağısı hastalanmış. İneği sığıra göndermişler. İnek dayanamayıp kaçmış gelmiş dağdan. Yavrusunu görmeden sesi kesilmemiş hiç...

Tanık olduğum her şeye diğer insanlar da tanık oluyor. Ve yanlış olduğunu onlar da biliyorlar ama gerçekten işlerine gelmiyor birçok şey. Gelsin peynirler, yoğurtlar, yumurtalar, ballar... Kimin umrunda hayvanların yaşadıkları? Sabah üzgün bir şekilde buzağı hasta oldu diye üzülen insan akşam onun hakkı olan sütü almaktan hiç rahatsız olmuyor. Baktıkları hayvanların bazen kafasını okşuyorlar ama çıkar ilişkisi, bunu hayvan da biliyor ben de biliyorum. İnsanlara bu hayvanların çıkarsız saf sevgiyi hakettiğini anlatamıyorum.

Ceren KARGA

Umurundaysa adalet Vegan ol: 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol