Sudan’daki Kürtlerin 800 yıllık hikayesi

''Sudanlı birine Kürdler kimdir diye sorarsanız, cesur ve çalışkan, haksızlığa boyun eğmeyen, dindar, misafirperver bir kabile diye cevap verir. Bu benim şahsi kanaatim değil elbette, Sudanlıların Kürdler hakkında düşünceleri böyle.''

Sudan’daki Kürtlerin 800 yıllık hikayesi

''Sudanlı birine Kürdler kimdir diye sorarsanız, cesur ve çalışkan, haksızlığa boyun eğmeyen, dindar, misafirperver bir kabile diye cevap verir. Bu benim şahsi kanaatim değil elbette, Sudanlıların Kürdler hakkında düşünceleri böyle.''

01 Eylül 2016 Perşembe 11:20
Sudan’daki Kürtlerin 800 yıllık hikayesi

Celal Cewher: Buradaki Kürdlerin kökeni 800 yıl öncesine dayanıyor. 1172 yılında, yani Selahaddin Eyyubi zamanında, Toran Şah adında biri, Msır’daki Fatimilere saldırırarak onları yendi. Fatimilerin müttefiklerinden biri Nobilerdi, yani şimdiki Sudanlıların ataları. Müttefiklerinin yenilmesinden sonra Nobiler savaşmaya başladı. Toran Şah, onlara bir ders vermek için Kürdlerden oluşan ordusuyla Sudan’ı işgal etti. Toran Şah geri döndü ama arkasında kalabalık bir halk bıraktı ve oraya Îbrahîm el-Kurdî adında bir komutanı başkan olarak atadı. El-Kurdî’nin yüzerken boğulduğu rivayet edilir ama halkı Sudan’a yerleşti. Sudan’daki Kürdlerin çoğu o dönemden kalma. Kimlikleri, karakteristik beden özellikleri değişse de soyadları ‘kurdî’ olarak kaldı.

Bas: Sudan Kürdlerinin başlıca özelliği nedir?

Celal Cewher: Sudanlı birine Kürdler kimdir diye sorarsanız, cesur ve çalışkan, haksızlığa boyun eğmeyen, dindar, misafirperver bir kabile diye cevap verir. Bu benim şahsi kanaatim değil elbette, Sudanlıların Kürdler hakkında düşünceleri böyle.

Bas: Siyasi anlamda ne durumdalar?

Celal Cewher: Britanya işgali boyunca direnen Mehdi Hareketi adında bir grup vardı. Bu hareketin üyeleri Sudan topraklarının tamamında Britanya askerlerine karşı savaştı. Doğu ve batı mirlikleri şeklinde örgütlenmiş bir hareketti. Doğudaki grubun miri Kürd bir komutandı ve adı Osman Dîqne’ydi. Dîqne, Sudan tarihinde Britanya ordusunu yenilgiye uğratan ilk komutandır. Kendisinin işgalci orduya karşı kullandığı askeri taktikler, Britanya ordusunda halen ders olarak okutulur. Daha sonra Dîqne tutuklanır, müebbet ceza alır ve 17 yıllık esaretin ardından ölür. Mahkemede kendisine korkusuz bir savaşçı olduğu ve Sudanlılara benzemediği söylenir. O da ‘Ben Diyarbekirliyim ve Kürdüm’ diye cevap verir. Lise üçüncü sınıf tarih kitabında Osman Dîqne’nin anlatıldığı bölümde kendisinden övgüyle bahsedilir. 1517 yılında Sudan’a gelen bir Kürd olduğu yazılıdır. Halen Sudan’daki önemli mevkilerde Kürdler vardır. Örneğin Dr. Elî Mihemed el-Kurdî. Sudan ordusunun önemli komutanlarından Ferîq Rukne, ki kendisi içişleri bakanından sonraki en yetkili isim.

Bas: Tarihte bu şekilde Kürdlerle anılan başka bir yer var mı?

Celal Cewher: Evet. Kurdovan adında büyük bir vilayet var. Adı üzerine değişik rivayetler anlatılır. Bir rivayete göre Van’dan gelen bir Kürd buraya yerleşir ve yerli halk da o bölgeye Kurdo Fanî demeye başlar. Başka bir rivayete göre de bir altın tüccarı bölgeye gelir, bir dağda altın madeni bulur ve çok sayıda işçi çalıştırır. Bu işçiler altına ortak olmak ister ve aralarında kavga çıkar. Tüccar bir yerden yuvarlanıp düşer, bunun üzerine işçiler “Kurdî fanî, Kurdi fanî” diye bağırır. ‘Kürd öldü’ anlamına gelir. Bunun dışında Kurdî adında bir köy var. Çok sayıda kafeterya, üniversite, dükkan ve pazaryerinin adı halen Kürdçe.

Bas: Peki Kürd kültürü Sudan’da ne kadar korunabilmiş?

Celal Cewher: Maalesef Toran Şah zamanından beri Sudan’da kalan Kürdler dillerini unutup asimile olmuşlar. Yöresel giyim-kuşamlarını, geleneklerini, yemek kültürlerini ve dini törenlerini de unutmuşlar. Eskiden Newroz’u kutluyorlardı şimdi artık onu da kutlamıyorlar.

Bas: Sayıları ne kadar, Sudan’ın hangi bölgelerinde yaşıyorlar?

Celal Cewher: Elimizde kesin bir rakam yok ancak araştırmalarıma göre Sudan’da 100 bin civarında Kürd var. Çoğu, Sudan’ın doğusunda ikamet ediyor, yani Kızıldeniz’e yakın bir bölgede. En büyük aile Qezarîfe’de yaşıyor, Hacî Elî el-Kurd ailesi. Şehirde iki spor kulübü kurmuşlar ve iki sinema salonları var.

Bas: Farklı şehirlerde yaşayanlar arasındaki ilişki nasıl?

Celal Cewher: Maalesef çok zayıf bir ilişki. Bu şehirleri gezerken Kurdî adında bir köye gittim, Kurdovan eyaletinde. Dr. Ebdula Kurdî adında, üniversitede tarih dersi veren bir hocayla tanıştım. Kendisi Sudanlı olduğunu ve ilk kez böyle bir köyden haberdar olduğunu söyledi. Ama zamanında Qerazîfe vilayetinde Hacî Elî el-Kurdî adında bir üniversite varmış. Hayırseverler tarafından inşa edilmiş bir üniversite ancak günümüzde yıkılmış durumda.

Bas: Ekonomik olarak Sudan’daki Kürdler ne durumda?

Celal Cewher: Burda hiç fakir Kürd yok diyebilirim. Önceleri gülsuyu ve nargile satışı yapmışlar. Bir sabun imalathanesinin adı Kürdçe. (Elsabûn el-fabrîqe el-kurdî) Burda ilk tarımsal faaliyetlerde bulunanlar da yine Kürdler.

Bas: Edebi ve sanatsal anlamda bir etkileri var mı?

Celal Cewher: Kürdler iki büyük sinema inşa etmişler. Bunun dışında Kürd olan üç büyük şair var, biri Ebul Hesen el-Kurdî. Kendisi 800-900 sayfalık bir divan sahibi ve Atatürk karşıtı pek çok şiiri var. Ayrıca Kürd olmaktan ve Selahaddin Eyyubi’nin torunu olmaktan gurur duyduğunu yazmış. Kızının adı Kurdiye ve doktor olan oğlunun adı da Selahaddin. Kendisi Sudan’ın ünlü osteolog doktorlarından biri. Diğer bir şair de Salih Ebd Seyid el-Kurdî. Bir diğeri Ebdulqadir Mihemed el-Kurdî. Kendisi bir sufi ve tarikat ehli bir alim.

Bas: Sudanlı Kürdlerin İslamiyet dışında bir inancı var mı?

Celal Cewher: Daha önce buradaki Kürdlerin hem Yahudi, hem Hıristiyan hem Êzîdî hem de Zerdeşti olduğuna dair bilgiler var. Ancak inceleme yaptığım ve gezdiğim iki yıl boyunca Müslüman Kürdlerden başka herhangi bir inanca sahip kimseyle karşılaşmadım.

Bas: Sudan Kürdlerini Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürdlere anlatmak gibi bir projen var mı?

Celal Cewher: Araştırmamda Kürdistan Bölgesi Hükümeti’ne bazı önerilerde bulundum. Bunlardan biri Sudan’da bir kültür-sanat merkezi kurmaktı. Özellikle Sudan’daki Kürdlere Kürdçe öğretmek için. Çünkü çoğu Kürd dilini unutmuş. Ama Eylül Devrimi’nden sonra gelenler Kürdçe konuşuyor. Kürd kültürünü, tarihini, dilini, giyimini ve geleneklerini canlı tutmak için çeşitli çalışmalar yapılabilir diye düşünüyorum. Aynı zamanda Arapça yayın yapacak bir televizyon kanalı kurulmalı ve Arapça konuşanlara yönelik yayınlar yapılarak Kürdler hakkında bilgi verilmeli. Özellikle de Ortadoğu’ya yönelik.

 

Çandname.org

loading...
loading...
banner39
Son Güncelleme: 01.09.2016 11:30
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol