1960 yılının 25 kasımında mirabel kardeşlere tecavüz edildiğinde, kadınlar isyandaydı ve büyük bir öfkeyle yere vurmuştu ayaklarını artık, "Belki bize en yakın şey ölüm; fakat bu beni korkutmuyor. Haklı olan her şey için savaşmaya devam edeceğiz" demişti üç kız kardeşten biri. Kadın aklını ve yüreğini sözlerine nakşetmişlerdi, zamanın ruhunu okumak yetiyordu sözlerine dokunduğumuzda mirabel kardeşlerin. Bu direngen duruşa olan korku değil miydi zaten egemenlerin iktidar koltuklarını sarsan... Ülkenin iki büyük tehlikesinden biri olmaları! zapt edilmelerini gerektirirdi ya, o zaman işte, tarih boyunca en iyi bildikleri şeyi yaptılar; tecavüz... 

Erkeği insanlaştıran kadın, tarihin ilk ve en büyük ihanetini de yine erkeği "insanlaştırmasıyla" yaşamamış mıydı zaten. Yaşam ile ölüm arasındaki çizgiyi her an zik zak çizerek yürümeye mecbur bırakılmak ne kadar yaşamaksa, o kadar yaşıyordu işte kadın... Ölmekten yoruldu belki kadın ama, insanca yaşamın yakasını da hiç bir zaman bırakmamak da, yaşamı anlam düzeyine çekmenin en esaslı yoluydu elbette.

25 kasım kadına yönelik şiddete karşı uluslar arası mücadele günü; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından, kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla ilan edilen önemli bir gün. 25 kasımın neden seçildiğine ilişkin trajik olay ise bilindiği üzere; mirabel kardeşlerin tecavüz edilerek vahşice katledilmeleri.

1960 yılına kadar Dominik Cumhuriyetinde ülkeyi yaklaşık 30 yıl boyunca diktatörlükle yöneten Rafael Trujilloya karşı, mirabel kardeşlerin baş eğmeyen duruşu, direnişçi ruhu... Direnişlerinin bedelini tecavüz edip öldürerek ödettiler akıllarınca.

Mirabel kardeşlerin direnişçi ruhunu, erkek aklın tecavüz kültürüyle kirleteceklerini sanan aciz akıl!! zamanın ruhuna işlenmiş kadın bilgeliğinin, genlerindeki varoluşsal tanrıçalık gerçekliğini göremeyen sefiller!! Yüzbinlercesini  de katletseniz, bu genlerdeki direnişçi özgürlükçü ruhu yok edemezsiniz. Ve bilin! 25 kasım sizin o kirli ilkel aklınıza karşı kazanılmış tertemiz bir gündür artık. Eril akla karşı kadının özgürlük mücadelesinin önemli bir kazanımıdır 25 kasım.

Mirabel kardeşler diktatörlüğe karşı ayaklarını yere vurduğu gün, tüm dünya kadınları bu sesi bir çığlığa dönüştürdü. Kadınlar bu sese bir çığlıktır artık ve çığlıklarına ad koymanın yasaklarını deliyor bugün kadınlar.

Önemle belirtmek gerekir ki, tarih her dönem, o dönemin kaderini değiştirecek eylemleri ve o eylemlerin sahibi kişilikleri yaratmıştır her daim. Ve bugün mirabel kardeşlerden sakinelere, sakinelerden arin mirxan lara bir direniş köprüsü kurdu kadınlar. Bu köprüden zamana akıp zamanda yolculuk yaparken, zamanın öznesi olabilmekti asıl olan, tarih içinde salt bir varlık olmanın ötesine geçebilenler tarih yazabilir ancak, bu da zaten kendisi değil midir tarihin... Ve şimdi tarih 25 kasım, bu tarihte zamanın öznesi; Mirabel kardeşler.. 

Ölümlerinin yıl dönümüydü mirabel kardeşlerin, aynı zamanda diktatörlüğün düşürülmesinin de tarihe not düşülmesinde gecikilmediği yıl dönümü... 

Uygarlık tarihi boyunca iktidar kliklerinin halklar üzerindeki hakim eğilimi; toplumu baskı ve zor aygıtlarıyla sindirmeye çalışmak, ezen ezilen düalizmiyle  iktidarlarını sağlamlaştırmak olurken, bu iktidar; biz varız hem de en güçlü kimliğimiz olan direniş kimliğimizle karşınızdayız diyen kadının direniş zırhıyla da sarsılmıştır. Kadın baş eğmeyen direniş nüvelerini tarihsel direniş geleneğinden alır. Direniş kimliğimiz onurumuzdur bu yüzden yalnız 25 kasımda değil her gün direnişteyiz, yaşamın her alanını, her anını erilliğinizle cehenneme çevirdiğiniz bu dünya, kadının özgürlük ateşi harlandıkça arınacak, özgürleşecek, güzelleşecek. Bu dünyayı güzellik kurtaracak, güzellik de; kadının aklının, ruhunun, yüreğinin harmanlandığı yaşamla, kutsallığını tarihinden alan kadının elleriyle yaratılacak.

Biz kadınlar bugün her yerdeyiz, her evdeyiz, bu dünyanın yarısını biz oluşturuyorken, diğer yarısı da zaten bizim oluşumuzla  var olanlardan bilin!!  

Kadın aklının ve ruhunun yaşamın her anına  dokunup yaşamı güzelleştireceği inancı, özgür yaşamı birbirine dokunarak örmeye çalışan direnişçi kadınların en büyük güçleri olmalıdır bugün. Egemen erkek ideolojisinin kadında yarattığı ideolojik hiçleştirmeye karşın kadının en güçlü cevabı; yaşam anlamdır; anlam özgürlüktür felsefesi olmakla beraber, özgür kadın gerçekliğini yaratmadaki en büyük hakikat arayışı olmalıdır. 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol