Türkiye'de medya çok çabuk değişebiliyor. Her tarafımız yangın yeriyken Türk Medyası şen şakrak.

Elbette bu işi yapanlar en az bizim kadar gerçek gündemden haberdar. Önlerinde ise bir kaç seçenek var. Ya gerçekleri yazacak, insanların uyanmalarını sağlayacaklar ya da abuk sabuk haberler yayınlayıp iflas edecekler, çünkü insanlar ajansları eğlenmek için değil, haberdar olmak için izliyorlar.

Peki gerçek gündeme sansür uyguladıkları halde neden hâlâ çok izleniyorlar? Çok basit. Gerçek gündeme karşı paralel gündem yaratıyorlar, veya suni gündem. Adına her ne derseniz.

Bir kaç örnek vermek gerekirse:
Yüksekova ve Nusaybin'e sokağa çıkma yasağı getirildi ve aynı gün içerisinde siviller hayatını kaybetti.

Havuz medyası ise buna hamle olarak İstanbul'da bomba patlattı ve kimse Yüksekova ve Nusaybin ile ilgilenmedi.

Kaşla göz arasında HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması için meclise fezeke geldi kimse görmedi. Bunun yerine herkes bilinçli yapılan Amedspor'a saldırı ve aynı tarihe denk getirilen Galatasaray - Fenerbahçe maçını konuştu.


Son zamanlarda içoğlan Bilal'in sapıklık fakültesi olan Ensar Vakfı'daki olaylar patlak verdi. Bunları unutturmak için Kemal KILIÇDAROĞLU'nun kullandığı "Önüne yatmak" deyimini çarpıtıp dikkatleri oraya yöneltti. Yetmedi, cezaevine silâh  sokturup Özgecan'ın katil zanlısını öldürttü.


Bizler ZDF Görevlisi için "Bakın eli cebinde " diye hayret eden A HABER Muhabiriyle dalga geçerken aslında doğuda insanlar öldü, kimse konuşmadı.

Biz yapılan haberlerin saçma ve yalan olduğunun farkındayız. Peki ya inananlar?  Elbette inanacaklar.

Paralel gazeteciler devreye sokulur; Ahmet HAKAN. İNANDIRILIR..

Paralel vekiller devreye sokulur; Altan TAN. İNANDIRILIR.

Ve korkarım sonuç beklediğimizden daha kötü. Biz dalga geçiyoruz evet ama milyonlarca insan inanıyor.

Saatletce toplantılarda, mitinglerde konuşurken kimse "Bunların namazı geçti" demez, ama şov için cumaya giderken; "Bakın namaz kılıyor, hurra oy verelim." Kafasında herkes.

Tamam boş verelim namazını, toplantılarda kaçırsalar da kendileri kaza namazı kılıyordur diyelim. Ema bena ne? Kılıyorsa kılıyor, sevabı varsa bu onundur ona oy verenlerin değil.

Hani bazıları hacca gider, dönünce bambaşka biri olmasını beklersin de aslında adam yine aynı adamdır ya. Kürtçe Atasözündeki gibi "Heft caran çû seferê hat dîsa kerê berê"*

Bunların da pek farkı yok, cuma günleri düzenli olarak gitseler bile size bir faydası olmayacak. Kıldığı namaz ona zulüm etme, öldürtme, ayrımcılık yapma hakkını tanımıyor.  Onun kıldığı namazların sevabının tek bir zerresi sana fayda etmezken verdiğin oylar sayesinde işlediği suçların günahı sana da yazılıyor.

Bu paralel vahşettir, senin yerine başkası bu işleri yapsın diye oy vermektir.

*Yedi kere sefere gitti, döndüğünde yine aynı eşekti.


Gernas NENAS

İSTANBUL

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol