Unuttunuz mu cansız bedeni panzerlerin arkasına bağlanıp yerlerde sürüklenen Hacı Lokman BİRLİK'i?

Panzerler kafası ezilen insanları, kucağında bebeğiyle katledilen kadını. Beyaz bayraklarla kurşunlanan çocukları.

Buzdolabında saklanan cansız bedenlerimizi hatırladınız mı?

Kahvaltı sofralarına kan bulaşan o aileyi, unuttunuz mu gerçekten?

Dümdüz edilen bir tarihi, bir coğrafyayı unuttunuz mu? 

Numaralandırılmış mezarları hiç mi hatırlamıyorsunuz artık? Tahir Elçi'yi peki? Evladının o ağıtlarını kulaklarınız artık hatırlamıyor mu gerçekten?

Ne yani, bütün bu insanlara ihanet edip sırf Yılmaz GÜNEY'in yazdığı Yol ve Sürü filmlerinde oynadı diye "Halktan, mazlumdan yana" mı oluyor Tarık Akan? Yılmaz Güney geleceği görebilseydi Tarık Akan'ı oynatacağını sanmıyorum. 

Tarık Akan tipik Gezicilerden biriydi sadece. Konu ağaçlar olunca sosyalist kesilen, fakat konu Kürtler olunca bütün faşist cephelerle birleşen tipik bir Kemalist.

Tarık Akan Sur, Cizre ve Silopi gibi yerlerde Kürtlere karşı uygulanan katliam ve ablukaların sürmesi, 'Kürtler'e diz çöktürmesi' için AKP'ye şu bildiriye imza atarak destek vermişti:

"Bugün burada sanatçılar olarak "Teröre hayır kardeşliğe evet" demek için toplandık. Biz sanatçılar vatan mücadelesi veren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin  ve Mehmetçiğimizin yanında olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Bugün tarih, terörle mücadele sorumluluğunu yalnızca TSK'ya değil, sanatçılarımızın, aydınlarımızın ve milletimizin omuzlarına da yüklemiştir. Teröre diz çöktürülmeden iç çatışma tehdidinin ortadan kalkması olanaksızdır."
(BKZ: ‘Solcu sanatçılar’dan Kürt illerinde savaşa devam çağrısı)

Bugün Kürtler'i terörist belleyip onlara diz çöktürmeyi vazile edinen birisi dün Ermeniler'e diz çöktürmeyi de vazife edinmiştir, yarın başka bir halka vazife edinecektir.

Böyle bir caniliği vazife edinen birisi hangi sıfatla "Halkın Sanatçısı" oluyor ki? Halk olarak sadece kemalistler mi kastediliyor?

Son röportajına da bakmakta fayda var:

Tarık Akan, geçtiğimiz nisan ayında CNN TÜRK'te yayınlanan Afiş programına vermişti son röportajını. Güneydoğu'da çok film çektiğini hatırlatan Tarık Akan o röportajda şöyle demişti: "Bütün amacım şuydu: Ey iktidarlar Güneydoğu'ya gözünüzü çevirin, misak-ı milli sınırları içinde yaşayan Türk halkını tanıyın, onların ekonomik yapılarını, kültür ve düşünce yapılarını tanıyın! Bütün derdim buydu."

Misak-ı milli ifadelerini kullanması, bölge halkını "Türk" olarak nitelendirmesi büyük hatadır.

Birileri çıkıp "Bir yanlış bütün doğruları götürür mü?" Demesin. Yaptığın bir yanlış yaptığın bütün doğrulara gölge düşürecek cinstense götürüyor işte.

Ben de Tarık Akan'ı "Damat Ferit" olarak hatırlamak isterdim. Haksızlığa karşı dimdik duran ve gönlümüzü fimlerinden sonra duruşuyla fetheden "Uzun Adam" olarak hatırlamak isterdim. 

Fakat bütün güzel şeylerin ardından yazılan bir "ama" gibiydi yaptığı yanlış. Öncesinde yazılan bütün güzel şeyleri hükümsüz bırakan bir ama. 

Biz sevdiğimiz o halkçı Tarık Akan'ı o sözleri ve röportajından sonra kaybettik ve çok üzüldük zaten. O dönemeden sonrasında ise bambaşka bir Tarık Akan vardı karşımızda. Elbette kansere yenik düşen bir insanın ölümüne sevinmiyoruz. Fakat bugün ölüm haberini aldığımız Tarık Akan ile o sanatçı, halkçı Tarık Akan aynı değil maaalesef. Bugün hayatını kaybeden Tarık Akan ile daha önce ölen Tarık Akan'ın yaptıklarını hatırlatarak üzülemeyiz, çünkü ikisi çok farklı insanlardır.

                  Gernas Nenas

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol