Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Çevik Kuvvet polisinin gerçekleştirdiği silahlaı saldırıda yaşamını yitirdi. Katil zanlısı Mevlüt Mert Altıntaş 12 mermilik bir tabanca taşıyor elinde, mermilerinin çoğunu da zaten ilk suikast anında harcıyor. Çatışmanın devam ettiği sırada ise canlı yayında bilgi aktaran CNN Türk muhabirinin dediğine -ve yayında gelen silah seslerine- göre saatlerce çatışma çıktı. Muhtemelen zanlı üzerine gelen polislere sıkıyordu tek tek ve polis zanlının mermisini bitirmesini bekledi. Fotoğrafta yerde duran boş şarjönden de anlaşıldığı gibi zanlının mermileri bittikten sonra müdahale etmişler. Ama yakalamak için değil, infaz etmek için, çünkü yağmur gibi kurşun yağdırmışlar üzerine. Zira elinde rehin olmayan birisinin ellerine, ayaklarına ateş ederek, zanlıyı bayıltarak, sis bombası, gaz bombası kullarak vb. yöntemlerle gayet sağlıklı bir şekilde etkisiz hale getirebilirlerdi. 


Ama yapmadılar. Çünkü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu oraya infaz emrini vermek için gitmişti. Zanlının infaz edildiği haberi gelmeden önce zanlının yakalandığı haberi gelmesi üzerine Bakan Soylu içeri girdi ve infaz Soylu içerideyken gerçekleştirildi. 


SALDIRIYI KİM TETİKLEDİ, ZANLI NE İÇİN İNFAZ EDİLDİ?

Saldırıyı gerçekleştiren Altıntaş'ın okuduğu El Nusra andından her şey apaçık ortada zaten, bunu pek de analiz etmeye gerek yok. Peki ama yandaş medya neden hemen suçu FETÖ'ye atmaya çalıştı?

Suiskasttan 2 dakika sonra katil zanlısı çevik kuvvet polisi M. Mert Altıntaş'ın Fethullah cemaatinin yurtlarında kaldığı, polislik sınavlarında şaibeler tespit edildiği yalanına sarıldılar. Madem öyleydi 10 binlerce memuru açığa alırken bunu niye kayırdınız? Polislik sınavında haksızlık yaptığını bildiğiniz halde başka insanların hakkını yemesine göz mü yumdunuz sevgili din kardeşlerim?


Tabiki bunlar bahane. Aşağıdaki fotoğraftan da anlaşılacağı gibi katil FETÖCÜ değil, koyu bir Erdoğancı. 


Peki katilin Erdoğancı olması Erdoğan'ın suçlu olduğunu mu ortaya koyar? Tabiki hayır. Peki o zaman gerçeği karartma çabaları ne için? Çünkü ortada çok büyük bir şey var, Türkiye'yi Suriye'de gerçekten bataklığa saplayabilecek, hatta uluslararası güçlerin de içinde olacağı bir Türkiye savaşı tehlikesi bile var.


Türkiye desteklediği cihatçı grupları Halep'ten çekmesi sonucu Beşar Esad Rusya işbirliğiyle Halep'i yeniden aldı. Cihatçı gruplar bundan Türkiye'yi sorumlu tuttu ve Türkiye'deki sempatizanlarına çağrıda bulunmuştu. Bu çağrı sonucu bir haftadır Rusya büyükelçiliğine yürüme dahil Türkiye'de Rusya protestoları oldu. Türkiye ise cihatçı grupları kaybetmemek için bunlara müdahale etmek yerine göz yumdu. Bu olaylar sonucunda da son olarak Rus Büyükelçisi Karlov suikast ile öldürüldü. Türkiye bu yüzden bu olaydan sorumlu. Rusya protestolarını engellememek, böyle bir dönemde Büyükelçiyi koruyamamak büyük bir hata oldu.

TÜRKİYE KARAR VERMEK ZORUNDA

Şimdi Türkiye bir seçim yapmak zorunda kalacak. Rusya her ne kadar "Türkiye ile ilişkilerimiz bozulmayacak" dese de bu böyle olmayacak. En azından Türkiye seçimini Rusya'dan yana kullanmazsa böyle olmayacak. Etekleri tutuşan Türkiye suçu hemen FETÖ'ye atma çabasında ama Rusya'nın bunu yatacağını sanmıyorum. Rusya soğukkanlı davranıp Türkiye'yi seçime zorlayacak. Türkiye ya Mit Tırlarıyla mühimmat sağladığı, Türkiye'de binlerce hücresi bulunan, Suriye'de beraber hareket ettiği El Nusra'yı seçerek Rusyayı karşısına alacak ya da bütün bunları karşısına alarak Suriye'deki bütün kazanımlarını Rusya'nın emrine geçip kendi eliyle bertaraf etmek zorunda kalacak.

Her iki durumda da Türkiye açısından büyük bir kayıp gözüküyor. Türkiye için cihatçı grupları desteklemenin faturasını çok ağır ödemenin vakti gelmiştir artık. Türkiye şimdi Suriye'ye ilk defa girerken Salih Müslim'in bahsettiği 'bataklığa' girmek üzere. 

Gernas NENAS

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol