“Ve medyanın dilini değiştiriyoruz. Bizden sonra dünya medyası artık eskisi gibi olmayacak” sloganı ile insanın tüylerini diken diken eden bir kararlılık ve özgüvenle 8 mart 2012 de basın dünyasında kendine yer açmaya çalışan Jınha; muhabirlerinden haber müdürüne, editöründen fotoğrafçısına, kameramanına kadar tüm çalışanlarının kadın olduğu, kadın odaklı haberciliği esas alan dünyanın ilk tek kadın haber ajansı.

Ancak AKP hükümetinin ohal kapsamında tutuklama, gözaltı ve kurum kapatmalarla pasifize etmeye, sindirmeye çalıştığı tüm muhalif kesimler, kişi, gazete ve kurumlar arasında; kadının ve ezilen diğer kesimlerin, yaşamın her alanındaki mücadelesine ses olan Jınha nın olmaması, elbette kaçınılmazdı bizler açısından.

Bugün yine görüyoruz ki, iktidarın ohal i fırsata çevirerek ilk saldırdığı alanların kadınların kazanılmış değerleri olması, egemen erkek aklın kadın düşmanlığını ve kadın mücadelesine yaklaşımındaki erilliğini çok net ortaya koymuştur. Ancak tekrar yinelemek istiyoruz ki, biliyoruz sizin en iyi bildiğiniz şey baskı ve zor aygıtlarını kullanarak sindirmek ve öldürmektir, siz en iyi bildiğiniz şeyi yapmakta ne kadar ısrarcıysanız, biz de yaşamın yakasını bırakmamakta yaşatmakta o kadar ısrarcıyız bilin isteriz!! 

Sözcüklerin sihrini cümlelerle buluşturmanın  özgürlüğünü tatmış biz kadınlar, yaşamın her alanını her anını erilliğinizle cehenneme çevirdiğiniz bu dünyadan elimizi eteğimizi çekmeyeceğiz yazacağız hep. Ve yazmaya devam ediyoruz ve "erkekler ne der diye hiç düşünmeden yazmaya devam ediyoruz"  Olympe de Gougeslerin cesaretiyle yazıyoruz, Sakinelerin mücadeleciliğiyle, Arin Mirxanların inanç ve bağlılığıyla yazmaktan vazgeçmeyeceğiz. 

Şüphesiz ki uygarlık tarihinden günümüze şunu çok açık ve net belirtebiliriz ki hiç bir sınıf, ulus, toplum kadın cinsi kadar köklü, kapsamlı ve derinlikli bir köleliği yaşamamıştır. Mevcut durumdaki tüm toplumsal sorunlar, dünyanın bitmeyen krizli hali yine eril aklın yaratımı tüm savaş politikaları esasta düşünsel olarak kadın bir cinsine ve kadın kimliğine yaklaşımdaki eril akıldan temelini almakla beraber, tüm eşitsizlik biçimlerinin kaynağıdırda. Binlerce yılın karanlıkta bırakılan kadın gerçekliğini kadın perspektifi ile mercek altına alan kadın özgürlük mücadelesi, cins bilinciyle özgür kadın kimliğini yaratırken, bu amaca hizmet eden pratik sahalar da açmıştır. Doksanlı yılların en karanlık zamanlarında özgür gündemin genel yayın yönetmeliğini yapma cesaretini gösteren Gurbettelli Ersözler vardır ki hele "yüreğini dağlara nakşeden" kadın misali...

Bugün Jinha; Ersözler'den kalan mirastan kadınların, ezilen kesimlerin sesini nakşediyor tarihin direniş yollarına. Bunun sesi olma iddiasıyla yola çıkarken, kadın bakış açısıyla, kadın aklı ruhu ve sezgiselliğiyle, kadın odaklı haberciliği yaparak erkek aklın eril diline, cinsiyetçi algılarına en büyük müdahalelerden biri olmakla beraber, kadın gerçekliğini açığa çıkarmanın da pratik sahalarından biri oluyor esasında.

Hiyerarşik devletçi iktidarın beşbin yıllık egemen kültürüyle tanımlanan kadının bugün aklı, ruhu, yüreği özgürlük aşkıyla dolup taşıyorsa, bu enkazın altından kalkmayı başarabiliyor demektir, üzerindeki ölü toprağı attı ya kadın, şimdi korkun işte !!! çünkü sizi iktidar koltuklarınızdan tepe taklak edecek kadının direniş tarihi yazılıyor...

Uyduruk tarihinizi kadının köleliğiyle doldurduğunuz her sayfaya kadının direniş anları nakşedilecek. Zamanın ruhununa işlenmiş kadın bilgeliğini, kadının aklına yüreğine dokundukça okuyabileceğiniz anlarda aklanacaksınız ve bu genlerdeki varoluşsal gerçeklik sizi yeniden insanlaştıracak bilin!!.      

Suzan Maçin Tatlı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol