Genelde dünyada özelde ise Türkiye’de toplum yaratılan algılarla yönetilirler. Toplumun sosyolojik ve psikolojik durumuna göre siyasi konjöktör gözetilerek algı geliştirilir. Geliştirilen algılarla toplumlar yönlendirilir, toplumun çıkarından ziyade siyasi partilerin çıkarları esas alınır.

Türkiye’de 1 Kasım’dan sonra HDP ve Kürt halkına karşı siyasi ve askeri soykırım dayatılarak milliyetçilik ayakta tutulmaya çalışılıdı. İlçeler yerle bir edildi, insanlar diri diri yakıldı, Belediyelere kayyum atandı, Eş genel başkanlar ve Vekiller tutuklandı. Yürütülen bu uygulamalarla Kürt Halkını sindirilip diz çökertmeye çalıştılar. İktidar tüm devlet olanaklarıyla Kürtlere diz çökertmekle uğraşırken, havuz medyasıyla da yeni algılar oluşturuluyordu.

Kürtler HDP’ye sırt çevirdi, tüm baskılara rağmen sokağa çıkmıyor, Belediye başkanlarına sahip çıkmıyor, Eş genel başkanları vekilleri tutuklandı ses çıkmadı, işte Kürt halkı Öz yönetim politikalarından dolayı HDP’den uzaklaştı...

Oysa Kürt Halkı tün baskı, zulüm ve şiddete rağmen 2013’te başlatılan demokratik çözüm projesini canlı tutmak istiyordu. Diz çökmeden, teslim olmadan Demokratik Türkiye özerk Kürdistan projesiyle ortak vatanda yaşamanın koşulları bozulmasın diye sokaklara dökülmedi.

İktidar ve yalakası basın ise Kürtlerin bu onurlu duruşunu çarpıtarak algı yaratma peşinde koştu. Yaratılan bu algı ve 15 Temmuz darbe girişimin arkasına sığınılarak Cumhurbaşkanlık sistem adı altında saltanat sistemini getireceklerine olan inançları artmış olacak ki hemen sistem değişikliği ile referandumun önü açıldı.

Referandum sürecinde propagandasını Kürt halkının kazanımlarını engelleme üzerine şekillendirdi. Kürtlerin Rojava’da ki kazanımlarına ve Kürt siyasi hareketinin Avrupa’daki diplomatik kazanımlarını hedef almaya başladı.

Kürt Halkının Diplomatik kazanımlarını engellemek için Avrupa ülkelerine saldırarak içerideyse tutuklama, baskı ve şiddetle sindirilme politikasını devreye koyarak sonuca gitmeyi hedefledi. Sokağa çıkma yasakları, askeri ve siyasi operasyonlar, bitirdik bitiriyoruz propagandaları havada uçuşmaya başladı.

Yaratılan bu algıyla milliyetçi kesim konsolide edilmeye çalışılırken Kürt halkı da kararsızdır diyerek basında işlenerek belirsizlik yaratılmak isteniyor. Halk HDP’nin Politikalarına tepkili, çözümü yeni sistemde buluyorlar gibi psikolojik propagandalar havada uçuşuyor.

CHP’yi HDP’de uzak tutmak için her fırsatta Hayırcıları ‘Terörist’ olmakla suçlayan getirdiği değişikliği savunamayan ama baskı ve şiddetle sonuç almaya çalışan bir zihniyet. Genelde Hayırcıların, özelde ise HDP’nin referandum çalışmalarını engellemek için her yöntem uygulanıyor.

Tutuklamalar, gözaltılar anons arabalarına el koymalar vb. uygulamalar hız kesmeden devam ediyor. Yürütülen tüm bu hukuksuzluklarla sonuç aldıklarına inanmış olacaklar ki beli illerde yasaklamalara rağmen genelde Newroz’a izin erildi. Newroz’a izin vermelerindeki asıl amaç halkın alanlara çıkmayacağı ve Referandum zaferini ilan edecekleriydi. Ancak Kürt Halkı için Newroz, direniş, özgürlük ve insanca yaşamanın adıydı.

Tüm yasak ve tehditlere rağmen halk Dicle ve Fırat gibi alanlara aktı. Tüm alanları özgürlüğün umutlarıyla dolduran halkı görmeyecek kadar kör olan yandaş medya ve başta da Sıtar gazetesi halk alana çıkmadı haberleriyle haberler yaymaya başladı. Oysa Newroz meydanlarında mahşeri kalabalık vardı.

En büyük cevapta Cizre’de geldi. Yerle bir edilen, evlatları bodurum katlarında diri diri yakılan, evleri yerle bir edilen Cizre halkı biz buradayız zulmünüze boyun eğmeyeceğiz dediler. Alanları dolduran mahşeri kalabalık tek yürek, tek özlemle özgür yarınlar için HAYIR diye haykırdılar.Tv ekranlarına çıkan koca koca adamlara soruyorum Referandumda Kürt halkının tavrının ne olacağının cevabını aldınız mı? Halen almamışsanız Newroz alanlarına dönüp bir bakın…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol